kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2012 Cuma

Hayata, müziğe ve kitaplara teşekkür yazısı



Deniz'le Arda olmasa, bir de Yapıncak ve  Music Together olmasa tanışamayacaktık.

Bıraktığımız işlerimiz olmasa, hayallerimizin farkına bile varamayacaktık.

Bize inanan eşlerimiz olmasa, bu hayalleri gerçeğe dönüştürmeye cesaret edemeyecektik.

Birbirimize güvenmesek, onca engel karşısında yılacak, adımızı "çocuk kitapçısı açmaya karar vermiş iki deli kadın"a çıkaramayacaktık.

Karma, şans, kader, kısmetimiz olmasa, şu anda bu yazıyı yazdığım "tükkan"da olamayacaktık.

Çok şanslıyız.
Çok heyecanlıyız.
Zeynep de yazmış, çok işimiz var. Ama bu inançla üstesinden geleceğiz.

Bu ülkenin çocuklarının okuması, yazması, güzel oyunlar oynaması, güzel beceriler kazanması," iyi insanlar" olması için tüm çabamızla çalışacağız.

Haydi!

1anda

1 Şubat 2012 Çarşamba

İyi Cüceler'den Haberler Var!

(Bu yazı neden burada diye merak ediyorsanız sonuna kadar okuyun:)))




Bizler bir hayalin peşinden koştuk. Anne olduktan sonra eksikliğini daha çok hissettiğimiz bir ihtiyacı, çocuklarımız için nitelikli kitap, oyun ve oyuncakları seçerek alabileceğimiz, çocuklarımızla vakit geçirebileceğimiz, ailecek kendimizi evimizde hissedeceğimiz bir mekanı kendimiz yaratalım istedik ve harekete geçtik.

2,5 yıl önce Gönül başladı işe. İyi Cüceler’i yoktan var etti. Türlü zorluklara, bürokratik engellere, alışılmamışa karşı gelenlere rağmen sıcacık bir mekan yarattı. İstanbul Anadolu yakasının ilk çocuk kitapçısı, sadece “kitapçı” olmanın da ötesinde bir bakış açısıyla, işte böyle doğdu.

Kurulduğu günden bugüne İyi Cüceler hep “en iyi”yi hedefledi. En iyi kitaplar, en iyi oyun ve oyuncaklar, en iyi etkinlikler… Eksikler İyi Cücelerin “cüce” ve “dev”lerinden gelen önerilerle giderilmeye, yanlışlar yine elbirliğiyle düzeltilmeye çalışıldı. Kısa bir süre içinde İyi Cüceler İstanbul’daki çoğu çocuğun bildiği ve tekrar tekrar gelmek istediği bir “ev” oldu.

Şimdi İyi Cüceler’in ev sahipliğini Biranda ve Zeynep devralıyor. Gönül’ün başlattığı hayale devam edecek, üstüne yeni düşler, yeni sürprizler katacağız. Tabii tüm bunları cücelerimizin ve devlerimizin katkılarıyla, önerileriyle yapacağız. Evdeki cüceler Deniz ve Arda en önemli velinimetimiz:), eşlerimiz Mert ve Çağlar da en önemli destekçilerimiz. Çıktığımız yol kolay değil, ama o kadar zevkli ki, çok çok güzel şeyler yapacağımıza inancımız tam.

İyi Cüceler her zamanki yerinde, Caddebostan Plaj Yolu’nda (Mado’nun sokağı). Bize 0216 385 91 11 numaralı telefondan ve info@iyicuceler.com adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca facebook ve twitter hesaplarımızla da her daim yanınınızdayız. www.iyicuceler.com adresindeki internet sitemiz ve internet alisveris sistemimiz de pek yakinda yenilenecek.

Hayalimize ortak olduğunuz için hepinize teşekkür ederiz.

Biranda & Zeynep & Gönül

27 Eylül 2011 Salı

OkurDeniz



İlk hediye kitabını aldığında 2 günlüktü Deniz adam. Viyana Zeynep "İlk Kitap" serisini, çok da şık bir şekilde üstüne siyah kalemle ve güzel mimar elyazısıyla "Deniz'in Kitaplığı'nın İlk Kitapları" şeklinde bir düzenleme yaparak, armağan etmişti.

İlk okuduğu (!) kitap ise Mothercare'den aldığımız bez kitap olmuştu. Her sayfasıyla, ama tabii ki en çok da en cikcikli sayfasıyla ilgileniyordu 4 aylık Deniz.


Zeynep'in armağanı olan kitaplara geçtiğimizde artık Deniz ilk kelimelerini de telaffuz eder olmuştu. Kitaplardaki tüm şekilleri isimleriyle tanıyabildiğinde ne kadar sevindiğini halen hatırlıyorum.

Başka başkaaa....bir de Deniz kitabımız vardı.... İlk Kitap serisiyle birlikte kenarları yıprananlardan. Hani küçük kitaplardan....hah, buldum işte onun da görselini:




Benim için en değerli armağan kitap olduğu için Deniz'e de güzel bir kütüphane oluşturmaya gayret ediyoruz. Bazen sanki kitaplar legoların ve yapbozların gerisine düşüyor gibi olsa da, kitapçıya girdiğinde yüzünde gördüğüm ifadeden anlıyorum ki bu küçük adam aslında seviyor kitapları (yine de arkadaşlara kitap hediye etme konusunda azıcık desteklemek gerekiyor, onun eli hep yapbozlara gidiyor!)...

Kitap seçimi ise çok zor zanaat. Konusu çocuğun ilgisini çekecek, dili-anlatımı akıcı ve düzgün olacak, resimleri kaliteli ve hayal gücünü tetikleyici olacak, kağıt kalitesi sizi ve çocuğu tatmin edecek, kitabın kenarları köşeleri çok sivri olmayacak (yaşa göre tabii), içeriği üzerinde çok oynamanızı gerektirmeyecek (evet, ne yazık ki oluyor öyle kitaplar - sürekli hikayeyi yeniden yazmam gerekiyor!), hatta kitap kitap gibi kokacak... Tüm bunları sağlayan kitaplar bulduğumuzda mutlaka alıyoruz, o an okumasak da kütüphaneden çekip çıkarabileceğimiz seçenekleri zaman içinde çoğaltmış oluyoruz.

Bu arada hatalar da yapıyoruz tabii. Mesela Deniz 1 yaşına yaklaştığında aldığımız bir Poldi seti var - alırken çok mantıklı gelmişti, ama sonradan hem kağıt kalitesi hem de konular açısından hiç tatmin etmedi bizi. Yine de ara ara açıp bakıyoruz, kitabın kötüsü olmaz hesabı:).

Bazen bizden ödünç kitap istiyor arkadaşlarımız. Kendimizinkini vermiyoruz, yenisini alıyoruz:). Nonna'mızın (Sarin'in) vasiyeti var - kimse alınmasın. Ama dostları kitapsız bırakmayı da asla düşünmüyoruz!

Son olarak, kitapların ilk sayfasına (neydi kural - yazının en az olduğu ilk sayfa) mutlaka adımızı yazıyoruz. Artık Deniz adam kendi çiziktiriyor birşeyler, en çok da Deniz'in "D"sini. Böylece kitaplarla aramızdaki bağı iyice sağlamlaştırıyoruz.

İşte bizim OkurDeniz olma yolundaki adımlarımız böyle. Daha büyük adımları paylaşmak üzere....bizi izlemeye devam ediniz!

1anda

26 Şubat 2011 Cumartesi

"Deniz" parantezinde "kanka"lar

Caro Diario,
Başak'la bunu ilk kim yazacak yarışına girdik ama, hakikaten önemli bir mevzuu...artık bizimkinin bir "kanka"sı var!
Belki her dönem öyledir ama, bizim şu kış döneminin MT sınıfı pek bi eğlenceli, pek bi uyumlu (kocaman maşşallaah!). Çocuklar birbirlerinin anne-babalarıyla dansediyor, dinlenme şarkısında başka ailelerin dibinde uyuyor, kendi aralarında makul diyebileceğim bir ilişki var filan falan. Doğal bir oyun grubuyuz kısacası - kimse kasmıyor, kimse kasılmıyor. Bu ortamdan yeni arkadaşlıklar da doğuyor tabii, hem çocuklar hem de annebabalar arasında. Sınıfımızda Deniz adı tercih edilen bir isim, bizim yeni "kankamız" da Deniz Karagül:).

Bugün MT sonrası tüm yorgunluğumuza ve de soğuğa ve de sulukara rağmen Deniz Karagül'lerle bir Beyaz Fırın üstü İyi Cüceler yapalım dedik, pek güzel oldu.  İlk başlarda İyi Cüceler'deki ağaç evi hafiften paylaşamama durumları olsa da, sonrasında hem güzel güzel oynadılar, çizimler boyamalar yaptılar, hem de kitabevini doyasıya "turladılar"! Bir ara Deniz Karagül "Çobaaaan, Çobaaaan" diye bizimkini arıyor, bizim Deniz de kendisine bir suç ortağı bulmanın mutluluğuyla yerli yerinde duran oyuncak arabaları mekanın öbür ucuna taşımanın planlarını kuruyordu:) Tabii biz annebabalar bu kanka durumunun şokuyla bir fotoğraf çekmeyi başaramamış olduk, o ayrı mesele...ama neticede pek güzel bir Cumartesi sabahı geçirdik, eve gelince de küüüt diye uyuduk!

Haftaya Pazar yine Karagül'ler ve Arda'larla Süreyya'da Müziğe Dokunmak etkinliğine gideceğiz. 2. balkonun en arkasından bulduğumuz yerde bakalım 3 silahşörler ne bombalar patlatacak:)))

Öperim,
1anda