hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2012 Perşembe

Biranda Bugünü Çok Beğendi

Bugün adaya gittik. Tertemiz hava, mis kokular, kuş cıvıltıları, at tıkırtıları, yemyeşil ağaçlar, çiçekler, kelebekler, deniz...ve sadece biz. Sarhoş oldum.

Bugün herşey için şükrettim. DenizMert, ailem, arkadaşlarım, gerçekleşen hayalim, dostum olan bir iş ortağım, sahip olduğum ve olmadığım herşey için. İçim ısındı.

Bugün bir sürü telefon, mesaj, iyi dilek aldım. Beni düşünenleri düşündüm. Ne kadar zengin olduğumu hatırladım bir kez daha. Oh be dedim.

Bugün 10'lar hanesinde 1 basamak yükseldim. Deniz adamın deyimiyle, "tırt" oldum. Haydi hayırlısı dedim. Sağlık ve huzur diledim...

Kısacası bugünü çok, pek çok beğendim!...

1anda

21 Şubat 2012 Salı

Uzun Şubat

29 çekecek ya bu yıl Şubat, bir uzun geldi bana:).

Tabii aslında aynı anda bilmemkaç şapkalı insan olma çabamın, bir tür "hophophop değiş tonton" hayatı yaşamamın da etkisi var bunda. Bir taraftan İyi Cüceler 'de güzel şeyler yapma hevesi, bir taraftan İK dünyasında varolma savaşı, her taraftan anne-eş-evlat-arkadaş rolleri... Üstüne bugüne kadar hiç olmadığım kadar lezlegrip olma durumu... Hepsi uzattı tabii Şubat ayını:). Ama yine de şükretmekten başka yapacak birşey yok. Gerçekten, tüm kalbimle söylüyorum bunu.

3 yaşını 1 ay geçti Deniz bey bu dönemde; ama sanki birden çok büyüdü. Adam gibi konuşmalar, sohbetler, itirazlar, ne istediğini çok bilmeler ve hiç bilmemeler... Her an şaşırtıyor beni. Tükkana geldiği zaman çok çok mutlu oluyor, yeni arkadaşlarla ve insanlarla tanışıyor orada, ama en önemlisi de yepyeni kurallarla, duygularla karşılaşıyor. Mesela "bak ama dokunma", "dokun ama sakın bozma",  "etraftaki herşey çok güzel, e bizim de, ama aslında bizim değil, aslında biz onlardan başka çocuklar yararlanabilsin diye buradayız",  "o oyuncaklarla başka çocuklar da oynayabilir, kitapları başka çocuklar da okuyabilir, paylaşmak bizi zenginleştirir", "ben uykum geldiğinde babayla eve gider uyurum, ama anne burada kalmak zorunda", "annem eskiden sadece bana kitap okurdu, şimdi birsürü çocuğa okuyor ve onlarla oynuyor - ama bu normal", vesaire vesaire vesaire. Şimdi buraya yazınca farkettim ki gerçekten çoook önemli bir evre bu Deniz için. Çok şey mi istiyoruz bazen acaba çocuklardan?

İşte böyle...şimdi İK şapkamı takıyoruuuum....ve toplantıya başlıyorum...

1anda

İyi Cüceler'in iki cücesi, Dev babalardan Çağlar'la:)
En güçlü onlar...gerçekten de!

3 Şubat 2012 Cuma

Hayata, müziğe ve kitaplara teşekkür yazısı



Deniz'le Arda olmasa, bir de Yapıncak ve  Music Together olmasa tanışamayacaktık.

Bıraktığımız işlerimiz olmasa, hayallerimizin farkına bile varamayacaktık.

Bize inanan eşlerimiz olmasa, bu hayalleri gerçeğe dönüştürmeye cesaret edemeyecektik.

Birbirimize güvenmesek, onca engel karşısında yılacak, adımızı "çocuk kitapçısı açmaya karar vermiş iki deli kadın"a çıkaramayacaktık.

Karma, şans, kader, kısmetimiz olmasa, şu anda bu yazıyı yazdığım "tükkan"da olamayacaktık.

Çok şanslıyız.
Çok heyecanlıyız.
Zeynep de yazmış, çok işimiz var. Ama bu inançla üstesinden geleceğiz.

Bu ülkenin çocuklarının okuması, yazması, güzel oyunlar oynaması, güzel beceriler kazanması," iyi insanlar" olması için tüm çabamızla çalışacağız.

Haydi!

1anda

3 Ocak 2012 Salı

Bir garip aydır Ocak...

Yılbaşı...
Anneannemin ölüm yıldönümü...
Mert adamla tanışma yıldönümümüz...
Annemin ölüm yıldönümü...
Deniz adamın doğumgünü.

Galiba hayatımdaki en önemli ay Ocak.

Daha önce de yazdım, anneannem ben 3,5 yaşındayken - 3 Ocak'ta öldü. Ama benim için yeri bambaşka. Rüyamda çok sık görürüm onu. Birşeyi çok istediğimde önce anneannemle konuşurum şakacıktan, ondan isterim mesela.  Öldüğü gün ben oyun oynuyormuşum, kafamı kaldırıp anneme "anneannem öldü galiba" demişim. 5 dakika sonra babam aramış hastaneden. "Geliyorum" demiş. Sesinden anlamış annem annesinin öldüğünü. 1 saat sonra geldiğinde kapıda gördüğü an yere yıkılmış(hatta o anı hatırlıyorum ben). Yıkılış o yıkılış. Zaten başlangıç safhasında olan MS tam anlamıyla yakalamış Sarin'i...tekerlekli sandalyeye mahkum etmiş.

Mert adamla 2 Ocak'ta tanıştım. Onu hep anneannemin bana gönderdiğini düşündüm. Severim böyle absürd düşünceleri. Bir tür güç veriyor bana:).

Annem 18 Ocak'ta öldü. Öncesindeki 1 hafta hastaydı hep. Aslında grip olmuştu ama, onun durumunda çok daha etkili oluyordu işte. Son 1-2 gün herhangi bir tedavi almak istemedi. Vaktinin geldiğini hissetmişti galiba. Ölüm yılı olan 1995'ten beri her 18 Ocak'ın öncesindeki hafta bir garip hissettim kendimi. Genlerime işlemişti işte o dönemin travması. Ama 2009 yılında geçti o his. 14 Ocak'ta Deniz doğdu. Onu da annemin o zamanda gönderdiğine inandım:). Hala teşekkürlerimi sunarım kendisine.

Monet'nin "Gelincik Tarlası" annemin en sevdiği tabloydu. Bir kopyası odasında asılı duruyordu. O öldükten sonra da ben devraldım o tabloyu, halen ofiste. 2001 yılının 18 Ocak'ında, o zamanki GlaxoWellcome'ın Bursa ofisinde mülakattaydım. Telefonum çaldı, o zamanki direktörüm arayıp terfi ettiğimi söyledi. Kafamı kaldırdığımda, toplantı odasının duvarında Gelincik Tarlasıyla karşılaştım. Ne diyeyim, annem orada gibi hissettim:).

Dün facebook'ta "Ne çok Oğlak burcu arkadaşım varmış" yazdım...hakikaten de öyle. Ocak ayında beni çok çeken birşeyler var. O zaman, Ocak'ta doğan, tanışan, evlenen, boşanan ve hatta ölen herkese benden selam olsun.

Bu da böyle bir yazı olsun. Biraz hayat gibi...karmakarışık.


1anda
Annem ve anneannem...önlerinde tekel birasıyla. Şerefinize hanımlar:)


10 Kasım 2011 Perşembe

Yeni Hayat

Şimdi ben kurumsal hayatta devam ediyor olsaydım bugün tatil yapacaktım. Ama insanın kendi işini, kendi zamanını yönetmesi çok farklıymış:)! Bugünü tatil etmedik biz...

Yeni hayata başladığımdan beri her gün ha yazdım ha yazacağım, bir türlü fırsat olmuyor. Belki ilk gün hevesleri, belki pek bir hazır olduğumdan, bir yoğunluk hakim ki sormayın. Gerçi daha sadece 1 hafta geçirdim yeni iş düzenimde ama, yine de neyle karşı karşıya olduğumun habercisi oldu bu ilk hafta.

İşin çok güzel yanları var. Bir kere sabah oğluşla kahvaltı yapabilmek hem bana hem ona çok iyi geliyor. Zekiyem sağolsun yine normal saatinde geliyor, öyle olunca iş birazcık daha rahatlıyor (tabii Deniz arada anne de yanında olduğu için sapıtıyor ama, bir şekilde idare ediyoruz). Sonra ben hazırlanıyorum ve babayla birlikte aşağıya ofise iniyoruz. Merak edenler için; ev hanımlığı yapmıyorum:). İlk günden itibaren buna özellikle dikkat ettik - ben sadece ofis değiştirdim Deniz'in gözünde... Ofisin adı da "babanın ofisi"nden "annebaba ofisi"ne terfi etti.

Bir başka güzellik, ben çalışırken küçük adamın kapıyı çalması...ya da bahçeden çiçek toplayıp bana camdan uzatması...Benim burada olduğumu bilmek - ya da en azından dışarda toplantılara gitsem bile buraya döneceğimi bilmek - ona güven veriyor sanırım. Tabii bana da.

Dün Ayça'nın Oyun Terapisi ile  ilgili yazısını okurken düşündüm: gerçekten de ben ve baba neysek, ne olmak istiyorsak, Deniz de o. Ya da tersi; Deniz'in ne olmasını istiyorsak önce bizim de o olmamız gerekiyor. Ancak böyle huzurlu ve mutlu olabiliyoruz.

Kendi işini yapmanın zorlukları da yok değil elbet. Bankaydı, vergi dairesiydi, satınalmaydı, herşeyle kendin ilgileniyorsun...bu da türlü ilginç olaylara yol açıyor tabii. Daha bilmediğim bir sürü şey de çıkacak, heyecanla bekliyorum!

Yeni hayatta daha çok yazarım diye umuyorum, anlatacak çok şey var. Ama önce bu yazıyı bir yayınlayayım...blogspot'ta bi acayiplikler var, bi Gospel bilmemne sayfasına yönleniyor benim adres, önce bir onu çözeyim!!!

Öperim,
1anda

23 Aralık 2010 Perşembe

Bir anda anne oldum...ve herşey yerine oturdu.

Nisan 1974, Biranda 2 yaşına geliyorKasım 2010, Deniz 2 yaşına geliyor

3,5 yaşından beri günlük tutuyorum. Bu günlükleri bir gün herkesin görebileceği şekilde yazacağımı hiç düşünmemiştim...ama anne oldum ya, o da oldu işte!
"Caro Diario" diye başlardı küçükken günlüklerim:-) Yine öyle başlayalım bakalım. Günlük işinde eskiyim ama, bu blog işinde yeniyim, yüzüme gözüme bulaştırmam inşallah!

Caro Diario,
ne zamandır seni çok boşladım, biliyorum, kusura bakma. Güzel haberlerim var, anne oldum ben. Hayatım değişti. Hayatım yerine oturdu. Hayatım hayat oldu. Deniz dolu, mis kokulu bir ailem oldu.

Sen görmeyeli çok değiştim. Duruldum bir kere; 12 yıldır aynı işyerine gidip geliyorum mesela (maşallah diyelim tabii..hatta bundan sonraki herşeyin tepesinde bi nazarlık duruyor varsay)! Tamı tamına 6 yıl önce, bir kış Pazar'ında tanıştığım ve anında aşık olduğum adamla 4,5 yıl önce evlendim. 2 yıl önce de Deniz'im doğdu...hem de annesi gibi, 1 anda! İşte sana bu sanal ortamdan yazma kararım da Deniz'in 2. yaşgününe yaklaştığımız şu günlerde onun aramıza katılma macerasından hayat macerasına türlü konularda içimi açmak, içimi dökmek, son moda tabirle "paylaşımlarda bulunmak" için.

Selam eder, gözlerinden öperim.
1anda