yeni hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeni hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2012 Cuma

Hayata, müziğe ve kitaplara teşekkür yazısı



Deniz'le Arda olmasa, bir de Yapıncak ve  Music Together olmasa tanışamayacaktık.

Bıraktığımız işlerimiz olmasa, hayallerimizin farkına bile varamayacaktık.

Bize inanan eşlerimiz olmasa, bu hayalleri gerçeğe dönüştürmeye cesaret edemeyecektik.

Birbirimize güvenmesek, onca engel karşısında yılacak, adımızı "çocuk kitapçısı açmaya karar vermiş iki deli kadın"a çıkaramayacaktık.

Karma, şans, kader, kısmetimiz olmasa, şu anda bu yazıyı yazdığım "tükkan"da olamayacaktık.

Çok şanslıyız.
Çok heyecanlıyız.
Zeynep de yazmış, çok işimiz var. Ama bu inançla üstesinden geleceğiz.

Bu ülkenin çocuklarının okuması, yazması, güzel oyunlar oynaması, güzel beceriler kazanması," iyi insanlar" olması için tüm çabamızla çalışacağız.

Haydi!

1anda

5 Aralık 2011 Pazartesi

Önüm arkam sağım solum...

Suadiye yakınları..geçen haftadan...


Değişim, dönüşüm, devinim!

Bu aralar önümde, arkamda, her tarafımda, içimde, dışımda değişmek var. Bir saniyem bir saniyeme, bir günüm bir günüme benzemiyor.

Geçen gün bir arkadaşım soruyordu, şirketi ve kurumsal dünyayı özlüyor musun diye. Bir süredir düşünmeye korktuğum bir konuydu, ona cevap verirken farkettim ki; özlemiyorum. Bırakın özlemeyi, düşünmüyorum bile!!! Ama bunun sebebi bir nefret, bir bıkkınlık, bir bezginlik filan değil. Bunun sebebi benim hep aynı Biranda olmam. Bunun sebebi benim arkama dönüp bakmama alışkanlığım. Geçişleri algılama tarzım. Hayatta kalma içgüdüm. Hepsi bu.

Kafka'nın "Metamorfoz"unu ilk okuduğumda 9-10 yaşlarındaydım. Sabah kalktığımda kendimi bir böcek olarak bulsam ne hissederdim diye ben de tabii ki uzun uzun düşünmüştüm. Sonra da "amaan, olacak değil ya, olursa bakarım çaresine" demiş bırakmıştım! O kadar da planlama delisi bir insan olmama rağmen bir tarafım da azıcık kaderci galiba, o mu acaba beni değişim dönüşüme bu kadar bağışık yapan, bilemiyorum. Bir de Boğa burcu tutucudur derler...gelsinler beni görsünler:).

Kendi işimle ilgili değişikliğin ötesinde, yeni hayatımın içinde de sürekli devinim var. Haftalık programlar yapıyorum ama esneklik derecesi 10 üzerinden 8! Bir gelişme oluyor, hoop yeni bir plana geçiyoruz. Yaptığım işlerin skalası gerçekten anlatılamayacak kadar geniş:). Diğer taraftan Deniz adam hayatının en büyük değişikliklerini yaşıyor...büyüyor. 3 yaşına 1 ay kala bambaşka bir Deniz oldu çıktı. Az biraz inatçı, dediğim dedik, fiziksel olarak ultra mega hareketli, öğrenmeye aç, kimi zaman bana yapışık, arkadaş kavramını önemseyen, arada oyuncak vs paylaşmak istemese de genelde iyi huylu, birdenbire kitaplara yönelik büyük bir aşk geliştiren, bu arada eski aşklarını unutup dedelere babaanneye anneanneye gereksiz bir mesafe koyup tüm enerjiyi amcayla teyzeye aktaran, ha bi de durup durup kızlara aşık olan bir küçük erkek var elimizde. Tabii ki hiçbir şikayetim yok, tabii ki her salisem şükretmekle ve onun iyiliği için dua etmekle geçiyor, ama bu da değişimin dönüşümün daniskası, inkar edecek durumum yok!

Bu arada yılın da değişeceği güne yaklaşıyoruz, evi çam ağacı süsleriyle noel babalar bastı! Dün Deniz "neden Noel baba var yılbaşında?" diye sordu, biz de "bir masal kahramanı" dedik, pek çabuk kapandı konu. Çorabın içine konan hediye filan diye birşeyler de geveledim ama bizim adam biraz realist midir nedir, hiç ööle amerikan çocukları gibi "aaaa Noel baba hediye getireceeeek" heyecanı filan yapmadı! Yine de bir yılbaşı neşesi var tabii...yılbaşının iki hafta sonrasında doğumgünü de oluyor ya, daha uzun sürüyor bizim evdeki renk cümbüşü.

Eh, hafta da değişti, yepyeniliklere açılacağımızı umduğumuz bir hafta geldi, ben artık kaçayım. Çalışayım, üreteyim. Hepinize de iyi haftalar dileyeyim.

1anda

24 Kasım 2011 Perşembe

Neş'eli Ol ki Genç Kalasın! - Bir Öğle Tatili Yazısı



Ofiste yanlızım, vergi dairesinden gelecekleri için apartmandan çıkamıyorum, dışardan yemek söyledim, camdan dökülen yapraklarıyla koca ceviz ağacını seyredip çalışıyorum, Müjgan da yanda kaloriferin üstüne kıvrılmış uyuyor. Plaza gençliğini kıskandırmak gibi olmasın ama böylesi hakikaten ilham verici. Mutlaka bundan da sıkılınır, yani insanoğlu herşeyden sıkılma potansiyeline sahip, ama şimdilik o noktaya gelmedim!

İnsanın eşiyle aynı ofiste çalışmasının nasıl birşey olduğunu soran arkadaşlar oluyor. Öncelikle, ikimiz için de kolay değil. En azından değişik. Birbirimizin çok farklı yanlarını gördüğümüz kesin - evlilik bambaşka bir boyuta taşınıyor diyebilirim. Ama öğreniyoruz...daha da öğreneceğiz.

İş güç konusunda ise uçlarda yaşıyorum. Bir taraftan danışmanlık şirketi kuruluşu ve free lance işler, diğer taraftan ise çocuklara yönelik yapacağım projelerin hazırlıkları. Tabii herşey çok hızlı ilerlemiyor, bir sürü engel ve sorun çıkıyor filan, ama bunlar da hayatın getirdikleri işte...bunu da öğreniyorum...

Bütün bu yeni hayat faaliyetlerinin ve aslen hayatın tepesinde ise her zamanki gibi küçük adam oturuyor. Kuduruk adam desem daha doğru aslında...ya da zaman zaman "dıcıt adam". Beni her saniye şaşırtabilen, kafamı, ruhumu, bedenimi, her bir hücremi daha fazla çalıştırmama yol açan baş kahraman. Bazen söyledikleri ya da yaptıkları karşısında sözsüz kalıveriyorum. Bazen de daha 3 yaşında bile olmayan bu küçük arkadaşa sanki 33 yaşındaymış gibi davranıyorum, sonra bir sözüyle kendime geliveriyorum! Mesela geçen gece uyku öncesi sohbetlerimizden birinde şöyle bir diyalog geçti aramızda:

- Deniz'cim, sen her zaman annenin babanın sözünü dinle, tamam mı?
- Tamam annecim.
- İlerde okula gidince öğretmeninin sözünü de dinle, olur mu?
- Olur annecim.
Sonra bu aşamada, ya garip bir öğretmene denk düşerse de, inançlarına, bilgilerine ters birşeyler öğrenmeye zorlanırsa diye bir kuruntu düştü içime. N'apalım anneyim işte, evet, yarı deliyim! Onun üzerine:
- Ama Deniz'cim, mesela okulda öğretmenin evde öğrendiğinin tersi birşey söyleyecek olursa, güzel güzel, "öğretmenim, onu öyle yapmasak da şöyle yapsak olur mu" diyebilirsin.
- Tamam annecim. "Öğretmenim canım benim" şarkısı da söylerim ona.
- :)))!!!!?????

O an ayıldım ben ne yapıyorum diye! Boyundan, yaşından, aklından büyük şeyler istiyorum bazen ben bu çocuktan...annemden miras galiba bana bu huy. Kimi zaman olumlu tepki de alınca, bu sefer kendimi kaybediyorum galiba. Halbuki o daha küçücük. Bebekten hallice. Bunu hiç unutmamam lazım...

İşte böyle sevgili Diario, bir BirandaMert ofis öğle tatilinde hissettiklerim bunlar.

Yeni hislerde görüşmek üzere,
1anda