özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özlem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ocak 2014 Salı
Fümet
Onu tandığımda ikimiz de Yapı Kredi'de çalışıyorduk. Ben 24 yaşındaydım, o 27. Koridordan Quasimodo gibi yürüyerek gelen, hiç tanımadığım ama sanki hep tanıdığım bir kız...adı; Fümet. Füsun'un Fü'sü, Ahmet'in Met'i. Bir aşk çocuğu. Aşka aşık bir çocuk. Çocuğuna aşık gencecik bir anne.
Birbirimizi "üvey ikiz kardeş" ilan ettik. Onun ailesi benim de ailem oldu. Çocuğunu çocuğum gibi sevdim. Kardeşiyle kardeşim gibi dalaştım. Annesi o zamanlar henüz kaybettiğim annem oldu. Babası yoktu, o çok küçükken göçmüş gitmişti.
Bazen ona çok kızdım, bazen o bana çok kızdı. Ama hep kolladık birbirimizi. Her türlü mutluluğu da, zorluğu da paylaştık. Birlikte bana 50 yıl gibi gelen 5 yoğun yıl geçirdik.
Sonra o gitti. Pıt diye. Hakikaten pıt diye. Beyninde baloncuk patladı. Ben onun evinden çıkıp kendi evime giderken bana "tikatlen git" derdi. Ölüm ilanında yazabildiğim tek şey "tikatlen git" oldu. "Babasının öldüğü yaştan" bir yaş daha yaşlı gitti ama. Aman aferin!
Bugün yaşasaydı 45 yaşında olacaktı. Eminim 25 gibi görünmeye devam edecekti. Eminim kızının adaşı oğlumu çok sevecekti. Başka neler olurdu bilemiyorum. Gidenlerin arkasından "şimdi yaşasa neler yapardık" diye düşünmeyi bırakalı çok oldu.
Ailesi hala ailem. Oğlum onlarla resim çalışıyor artık. Kocam onların da damadı (hatta kimi zaman o o onların oğlu da ben gelinim). Annesi, kardeşi, kızı kadar güçlü kadın az bulunur. Güçleri daim olsun.
Daha yazsam yazarım, ama gücüm kalmadı. Öyleyse onun meşhur imzalarından biriyle bitsin bu yazı. Ve tüm sevenlerine gitsin.
Fümerim
6 Mart 2012 Salı
Acu
Hayatımda bu kadar saçma sapan bir ölüm duymadım.
İnsan otoparkta arabanın bir tarafından değil de öbür tarafından geçtiği için ölür müymüş? Cevabı evet.
Komik kadındı, gidişi bile Orhan Veli gibi oldu...
Çok eğlendik biz onunla. Çok güldük. Çok gezdik. Arada ağladık. Bazen kavga ettik. Küçükken "Arzu abla"ydı, büyüyünce "Arzu" oldu, ailenin ilk torunu Ege'den sonra hepimizin "Acu"suydu.
Cep telefonumda hala ilk sırada kayıtlı - "Acu" diye. Öyle kalmaya devam edecek. Fümet'i de silmemiştim, birlikte takılsınlar telefon rehberinde.
1anda
27 Ocak 2011 Perşembe
Geldim, öptüm, mıncırdım.
Caro Diario,
dün eve döndüm. Arabayı otoparka sokarken gerçekten kalbim yerinden fırlayacak gibi oldum. Arabadan inince adamlarımı pencerede gördüm - eve nasıl koştuğumu bilemedim. Sırıtık bir küçük adam boynuma atladı. Oh be, öptüm mıncırdım şükrettim!
Deniz tam kendisinden beklediğim gibi bir 3 gün geçirmiş. Akşamları babaanne dede amca üçlüsünü mestetmiş, oyunun dibine vurmuşlar. Sabahları normalden daha uzun uyumuş. Kimseleri üzmemiş. Ama iki lafın başı "anne toşa toşa şana (bana) gelecet", "anne antalyaya gitti, uçatla gitti, toplantı yapiyo, şona Deniz'e gelecet", "anne gelince yine geliriz" şeklinde ifadelerle anneyle ilgili kontrolünü de eksik etmemiş:). Mert'in bana ilettiği kadarıyla 1 gün daha olsa çok özlermiş. Bilmiyorum, üzülmeyeyim diye böyle söylemiş de olabilir ama...neyse, 3 gün böylece geçti gitti.
Benim açımdan ilginç 3 gün oldu. Gecelere kadar iş-güç-eğlence, kör sabahtan itibaren toplantılar, koskocaman bir tesiste sürekli ordan oraya koşturma, bir de üstüne hayatımda ilk defa 800 kişilik ekip önünde 3 saat süreyle sunuculuk deneyimi derken nasıl geçtiğini anlamadığım, ama diğer taraftan da sanki 33 gün gibi gelen bir 3 gün. Neticede kendimi iyi hissederek döndüm, önemli olan da o heralde. Birkaç ufak takdir sözü insanın nasıl da farklı hissetmesine yol açıyor, ne acayip!
Haftasonu Music Together, arkadaşlar, Tuzla...rutinimize geri döndük. Kar yağsaydı da kartopu oynasaydık, azıcık zorunlu tatil yapsaydık hiç fena olmazdı, kısmet bakalım.
Öptüm,
1anda
dün eve döndüm. Arabayı otoparka sokarken gerçekten kalbim yerinden fırlayacak gibi oldum. Arabadan inince adamlarımı pencerede gördüm - eve nasıl koştuğumu bilemedim. Sırıtık bir küçük adam boynuma atladı. Oh be, öptüm mıncırdım şükrettim!
Deniz tam kendisinden beklediğim gibi bir 3 gün geçirmiş. Akşamları babaanne dede amca üçlüsünü mestetmiş, oyunun dibine vurmuşlar. Sabahları normalden daha uzun uyumuş. Kimseleri üzmemiş. Ama iki lafın başı "anne toşa toşa şana (bana) gelecet", "anne antalyaya gitti, uçatla gitti, toplantı yapiyo, şona Deniz'e gelecet", "anne gelince yine geliriz" şeklinde ifadelerle anneyle ilgili kontrolünü de eksik etmemiş:). Mert'in bana ilettiği kadarıyla 1 gün daha olsa çok özlermiş. Bilmiyorum, üzülmeyeyim diye böyle söylemiş de olabilir ama...neyse, 3 gün böylece geçti gitti.
Benim açımdan ilginç 3 gün oldu. Gecelere kadar iş-güç-eğlence, kör sabahtan itibaren toplantılar, koskocaman bir tesiste sürekli ordan oraya koşturma, bir de üstüne hayatımda ilk defa 800 kişilik ekip önünde 3 saat süreyle sunuculuk deneyimi derken nasıl geçtiğini anlamadığım, ama diğer taraftan da sanki 33 gün gibi gelen bir 3 gün. Neticede kendimi iyi hissederek döndüm, önemli olan da o heralde. Birkaç ufak takdir sözü insanın nasıl da farklı hissetmesine yol açıyor, ne acayip!
Haftasonu Music Together, arkadaşlar, Tuzla...rutinimize geri döndük. Kar yağsaydı da kartopu oynasaydık, azıcık zorunlu tatil yapsaydık hiç fena olmazdı, kısmet bakalım.
Öptüm,
1anda
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

