18 Kasım 2014 Salı

"An"lar - ya da bir "yavaşlama" çabasının anatomisi

Doğumumdan itibaren "an"larla özel bir ilişkim başlamış, baksanıza! Böyle aniden (hem erken, hem hızlı) doğunca Biranda olmuş adım ve bu, tüm hayatımı etkilemiş.

Bir mülakat  klasiği olarak "kendinizde en beğenmediğiniz özelliğiniz nedir?" sorusuna, yine bir mülakat klasiği olarak "tezcanlılığım" diyebilirim! Ama nedir bu tezcanlılık? Bekleyememek midir? Her şey aceleyle olsun istemek midir? Başkalarından daha hızlı olmak mıdır? Hepsi midir? Hiçbiri midir?

Benim derdim içimin sürekli kıpır kıpır olmasıyla. Diyeceksiniz ki ne güzel, sürekli aktif, dinamik, heyecanlısın! Ama bir süre sonra enerjimi tüketiyor bu durum. Bazen hayatı önden önden yaşamaya çalışıyormuşum gibi geliyor, o zaman da heyecanım bitiveriyor. Bu aralar bunun üstünde çok çalışıyorum. "An"ları, zamanı geldikçe yaşamaya gayret ediyorum. Durmaya çalışıyorum. Daha doğrusu, duraklamaya çalışıyorum.

Neler mi yapıyorum bunun için? Bir kere fiziksel olarak duruyorum. Günde onbeş dakika da olsa, kelimenin tam anlamıyla "duruyorum". Bazen sadece derin nefesler alıyorum. Bazen gözlerimi kapatıyorum. Bazen kitap okuyorum. Bazen fotoğraf çekiyorum. Ve bunu sadece durmak için yapıyorum. Nasıl işe yaradığını anlatamam.

Öteden beri sevdiğim bir alışkanlığım bu yavaşlama hareketimde (!) çok destek oluyor bana: yazmak. Kafamdakileri anında kağıda döküyorum. Yazmak, düşünmek ve uygulamak arasındaki bir kademe oldu benim için. Yazıp okuyunca, yavaşlıyorum. Yavaşlayınca rahatlıyorum. Rahatlayınca düşüncemin kalitesi de artıyor. Fikirler gelişiyor, büyüyor.

Beni çok iyi tanımayan kişiler beni fazla enerjik buluyor olabilirler. Hatta gamsız olarak nitelendirenler de olabilir. "Tabii, tuzu kuru, serbest çalışıyor, oooh çok rahat, istediği zaman kitap okur, istediği zaman gezer tozar, istediği zaman çocuğuyla oynar" diyenler de çıkacaktır. Ama bilin ki kazın ayağı öyle değil. Ben bu yaşadığım hayatı gerçekleştirebilmek için bugün, dünden de çok çalışıyorum. Pek çok şeyden ödün veriyorum, kendimi her an geliştirmeye, yenilemeye çalışıyorum. Kimi zaman ben de (her insan gibi) sendeliyorum, düşüyorum, hatta inanmazsınız sürünüyorum. Ama sonra kalkıyorum. Hayatta benim için gerçekten önemli olanları düşünüyorum ve kalkıyorum. Çünkü biliyorum ki ancak bu şekilde yaşadığımız "an"lar anlamlı olacak.

Bu aralar çok okudum, çok düşündüm. Yazmaya (mesela buraya, ya da başka bir yerlere) daha çok vakit ve enerji ayırmam gerek. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim:).

1anda

Sokakta durup çektiğim öylesine bir fotoğraf:)

2 yorum:

  1. Seni ozledim, okudukca daha cok ozledim.. Hep de ozlerim.. Boyle ..

    YanıtlaSil